Palandöken’den Narman’ın Kızıl Kayalarına Erzurum Gezilecek Yerler
Selçuklu medreselerinden Osmanlı tabyalarına, kırmızı peri bacalarından devasa şelalelere uzanan bir Doğu Anadolu rotası.
Erzurum gezilecek yerler denildiğinde akla ilk gelen şey genellikle kar ve kayak oluyor. Oysa bu şehir, Selçuklu taş işçiliğinden Osmanlı tabya mimarisine, kırmızı kaya oluşumlarından derin vadilere uzanan çok katmanlı bir coğrafya. Denizden yaklaşık 1900 metre yükseklikte, Palandöken Dağı’nın eteklerinde kurulan Erzurum, tarihin ilk dönemlerinden bu yana farklı uygarlıkları ağırlamış. Antik çağlardan beri önemli bir ticari ve askeri merkez olan şehir, özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserleriyle tarihe ve mimariye ilgi duyanlar tarafından ziyaret ediliyor. Ben şehri yaz ortasında gezdim ve sert kış imajının ötesinde, çok farklı bir Erzurum keşfettim. İşte rotamdan notlar.
Çifte Minareli Medrese
Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın kızı Hüdavent Hatun tarafından 1253 yılında yaptırılan bu yapı, şehrin merkezinde karşınıza dikildiğinde ilk fark ettiğiniz şey turkuaz çinilerle kaplı iki minarenin gökyüzüne uzanışı. Osmanlı döneminde kışla, Cumhuriyet döneminde ise müze olarak kullanılan medrese, günümüzde sergi salonlarında Erzurum’un tarihi ve kültürel dokusunu yansıtan yüzlerce etnografik esere ev sahipliği yapıyor. Taç kapısındaki kabartmalar tek başına dakikalarca incelemeye değiyor; her detayda ayrı bir geometrik desen çıkıyor karşınıza. Kitabesi olmadığından yapılış tarihi tam bilinmese de 13. yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin ediliyor. Yakutiye semtinin tam kalbinde, Cumhuriyet Caddesi üzerindeki konumuyla şehirdeki diğer tarihi yapılara da yürüme mesafesinde.
Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi
Tarihi yaklaşık 2500 yıl öncesine, yani o dönemde bölgeye hakim olan Urartulara dayanan Erzurum Kalesi, günümüze kadar ulaşmış bölümleri ile şehrin önemli simgelerinden biri. Günümüzde varlığını koruyan iç kale, 415 yılında Bizans İmparatoru Theodosius tarafından inşa ettirilmiş. Kalenin tepesine çıktığınızda şehrin tamamı ayaklarınızın altında kalıyor; karşıda Palandöken’in zirveleri, aşağıda medreseler ve kümbetler. Kalenin içinde bir saat kulesi bulunuyor; 1124 ile 1132 tarihleri arasında yapıldığı düşünülen kulenin ana malzemesi kırmızı renkli tuğla. Döner merdivenlerle yukarı tırmanmak biraz ter döktürüyor ama tepeden açılan panorama buna fazlasıyla değiyor. Ulu Cami’nin hemen karşısındaki kale girişine birkaç adımda ulaşabilirsiniz.
Üç Kümbetler
Erzurum’un sembolik yapılarından biri olan Üç Kümbetler, 12. ve 13. yüzyıllara tarihleniyor ve Selçuklu döneminin karakteristik mezar anıtları olarak biliniyor. Her birinin boyutu ve süslemesi birbirinden farklı; en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu ve 12. yüzyılda inşa edildiği tahmin ediliyor. Taş yüzeylerdeki hayvan figürleri ve geometrik motifler, Orta Asya Türk sanatının Anadolu’daki izlerini taşıyor. Çifte Minareli Medrese’nin güneyinde, kısa bir yürüyüşle ulaşılan bu alan, özellikle sabah saatlerinde sakin ve fotoğraf çekmek için rahat bir ortam sunuyor. Kapadokya ve çevresindeki tarihi rotaları da merak ediyorsanız, Nevşehir bölgesinin yeraltı şehirleri ve vadi yürüyüşleri ayrı bir gezi planı olarak değerlendirilebilir.
| Yer | Mevki | Giriş Özelliği | Ziyaret Saatleri |
|---|---|---|---|
| Çifte Minareli Medrese | Yakutiye, Cumhuriyet Caddesi | Müze kartla girilebilir | 08:00 – 17:00 |
| Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi | Şehir merkezi, Ulu Cami karşısı | Müze kartla girilebilir | Yaz: 10:00 – 19:30, Kış: 08:00 – 17:00 |
| Yakutiye Medresesi | Yakutiye, merkez | Müze kartla girilebilir | 08:00 – 17:00 |
| Narman Peri Bacaları | Narman ilçesi güneyi | Açık alan, serbest giriş | Gün boyu |
| Tortum Şelalesi | Uzundere yolu üzeri | Açık alan | Gün boyu |
| Nene Hatun Tarihi Milli Parkı | Şehir merkezi doğusu | Açık alan | 08:00 – 18:00 |
Yakutiye Medresesi
1310 yılında İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto’nun veziri Hoca Yakut tarafından yaptırılan Yakutiye Medresesi, taş işçiliği ve simetrik tasarımıyla dikkat çekiyor; günümüzde Türk-İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veriyor. Bu yapı, Anadolu’daki kapalı avlulu, eyvanlı ve revaklı binalar arasında en büyüğü olma özelliğini taşıyor. Kapıdaki taş kabartmalarda at, yılan ve kartal gibi Orta Asya takvim sembollerini görebiliyorsunuz. İçerideki odaların girişlerinde birbirinden farklı işlemeler var; her kapı ayrı bir hikaye anlatıyor. Medresenin orta avlusu yaz aylarında kültürel etkinliklere de sahne oluyor.
Narman Peri Bacaları
Kızıl Peri Bacaları olarak da bilinen Narman Peri Bacaları, kırmızı renkleri ve ilginç kayalık oluşumlarıyla ortaya çıkıyor; UNESCO Dünya Mirası geçici listesine de giren bu yapılar, rüzgar ve su erozyonu ile binlerce yıl boyunca doğal olarak şekillenen uzun ve ince kaya sütunlarından oluşuyor. Kırmızı renk ise tortullardaki demir oksitlenmesinden kaynaklanıyor. Narman ilçesinin güneyinde, vadinin içine doğru yürüdükçe kaya sütunlarının boyutları ve renk tonları değişiyor. Özellikle öğleden sonra güneş açısı değiştiğinde kırmızının tonları bambaşka bir hal alıyor. Fotoğraf çekmeyi sevenler buradan eli boş dönmüyor. Kapadokya’daki peri bacalarıyla karşılaştırıldığında tamamen farklı bir oluşum sürecine sahip olmaları, bu yeri ayrıca ilginç kılıyor.
Tortum Şelalesi ve Gölü
Dünyanın en büyük şelalelerinden biri olan Tortum Şelalesi, 21 metre genişliğe ve 48 metre yüksekliğe sahip. Tortum Gölü, 18. yüzyılda Kemerli Dağ’dan inen heyelan kütlesinin Tortum Çayı’nın önünü kapatması sonucunda oluşmuş; gölün fazla sularının Tev Vadisi’ne döküldüğü yerde ise şelale bulunuyor. Şelaleye inerken merdivenler boyunca suyun sesi giderek güçleniyor. Aşağıya indiğinizde suyun kayalara çarpışını izlerken serinliyorsunuz. Göl çevresindeki yol boyunca turkuaz tonlarındaki su yüzeyi ve arkada yükselen dağlar, yolculuğun en iyi kareleri arasına giriyor. Şehir merkezine yaklaşık 100 kilometre mesafede, Uzundere istikametinde ilerleyerek ulaşabilirsiniz.
Nene Hatun Tarihi Milli Parkı
Erzurum il merkezinde bulunan Nene Hatun Tarihi Milli Parkı, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda (93 Harbi) yer aldığı bölgenin düşman kuvvetlerinden savunulmasını sağlayan tabyalar nedeniyle önemli bir tarihi park; parkın içerisinde Aziziye Şehitleri Anıtı ve savaş kahramanı Nene Hatun’un kabri bulunuyor. Erzurum’da şehri savunmak için yapılmış 22 adet tabya bulunuyor ve bunlardan en önemlileri olan Aziziye ve Mecidiye tabyaları Rusların ilerleyişini durdurmada önemli bir rol oynamış. Parkın içinde yürürken tabyaların kalın taş duvarları arasında o döneme ait bir ağırlık hissediyorsunuz. Yeşil alanları geniş, oturup dinlenmek için rahat. Şehrin doğu tarafında, merkeze kısa bir araç yolculuğuyla ulaşılabilen bir konumda.